
Eğer gömme tipi kızılötesi ısıtıcıyı banyoya, mutfağa veya endüstriyel temizleme alanlarına yerleştiriyorsanız, aslında onu bir “savaş alanına” yerleştirmiş oluyorsunuz. Buhar ve su damlaları yüzünden çoğu ısıtıcı işlevini yerine getiremiyor. Isıtıcılar arızalanıyor, elemanları yanıyor ve sonunda kullanılamaz hale geliyorlar.
Biz ise bu tür koşullarda bile çalışabilen ısıtıcılar ürettik.
Sis sorununu nasıl çözeriz?
Aynalarda oluşan sisleri biliyorsunuz değil mi? Aynı durum ısıtıcının camları ve yansıtıcı yüzeylerinde de gerçekleşir. Çok sıcak olan bir yüzey üzerinde su damlaları bulunduğunda, bu durum garip termal gerilimlere neden olur. Zamanla camda küçük çatlaklar oluşur. Bu hiç iyi değil.
Bunu önlemek için özel anti-sis kaplamalar ve nemli havanın orada kalmasını engelleyen bir yapı kullanıyoruz. Bu sayede hava akışı devam eder ve yüzey gerilimi kontrol altında tutulur; böylece ısıtıcı elemanları kuru kalır.
Suyun içeri girmesini nasıl engelleriz?
Yanlış bir noktada meydana gelecek küçük bir su sıçraması bile ısıtıcının bozulmasına neden olabilir. İşte bu yüzden contalar ve koruyucular kullanıyoruz. Güç kablolarının ısıtıcı elemanlarına temas ettiği “tehlikeli bölgelerde” dikkatli davranıyoruz; böylece suyun tavan deliklerinden içeri sızmasını engelliyoruz.
Ancak burada önemli bir detay var: Deliklerin doğru şekilde açılması gerekiyor. Eğer çok geniş bir boşluk bırakılırsa, mühür bozulmuş olur. Isıtıcı ne kadar iyi olursa olsun, nem yine de içeri sızacaktır.
Uzun vadede…
Islak alanlarda kullanılan standart ısıtıcılar genellikle 18 ay içinde bozulur. Ya korozyon nedeniyle bozulurlar ya da camları zarar görür.
Biz ise farklı bir yöntem kullandık. Kapalı bir yapı kullanarak ısıtıcının iç kısmının biraz daha sıcak kalmasını sağladık. Elbette bu bir denge meselesidir, ancak mantıklı bir çözümdür. Tüm cihazın paslanmasından ziyade, iç kısmın biraz daha sıcak kalmasını tercih ederim. Bu, cihazın zorlu koşullara dayanabilmesinin tek yoludur.